
Kitaba aslında çok para veren bir insan sayılmam. Hem bütçe hemde istediğiniz kitabı bulamıyorsunuz (Denizli'de). Sonra istedigim kitapları netten almaya başladım . Önceleri pahalıdan alıyormuşumki İmge Kitabevinin Kelepir sistemini gördüm . Görmek ki ne görmek. benim çok aradığım kitaplar burada sigaradan bile Daha ucuz. Ve çok hızlı işleyen bir sistem . 2 Gün içinde kitaplar kutulu bir şekilde elime ulaştı. Sizde öğrenin istedim :)
Girenler Bu Kitaplar Çok eski diyecek (en falza 5-10 yıllık yayınlar ) ama kitaplar ben eskimedim yıllandım diyecek .
İmge Kitabevi Kelepir Kitap Giriş :)
Fiyatlar 0,50 Kurus ile 5 ytl arası değişmektedir.
Devamını okuyun...>>
İnternette Ucuz Kitap ?
Üniversite Kayıt İlk Günü Ve "Gülümseme"ler..

Aslında Burdur / Bucak Hikmet Tolunay Meslek Yüksekokulunu bilerek yazdım. İstediğim bölümmüydü belki. Ama biraz hedeften saparak yazmıştım burayı. Gidincede çok birşey beklemiyordum. Belkide kendimle biraz daha fazla zaman geçirmekten biraz daha kendimi sorgulamak daha fazla olacaktı bunun bilinciydeydim. Yazdım ilk tercihe belliydi zaten . Ve gittik..
İlk gün 4 saat kadar yolculuk sonra vardım ilçeye aslında beklediğim birşeyde yoktu ama o küçük ilçe bayağı büyük gelmişti bana. İlk giderken insanları izliyor devamlı gözlemliyordum ne yaptıklarına anlam vermeye çalısıyordum. Ve okula vardım bi 15-20 dakika geçikme ile kapılar açıldı .
Aslında üniversite sadece 1 kağıt diploma veren yer deil insanı büyüten bir merkez olmalıydı benim gözümde.(diyeceksin olm orada ne işin var ) anlatırım sora .. :) Herkes bir hava bir şey. Sanki odtü kazanmışlar filan.. Herkesi dnlemeye çalışıyorum. İlk kulağıma çarpan laf ben 4 yıl yapcam o yüzden buraya geldim. Ondan sonra bir baktımki herkeste aynı laf. Yok ben beğenmessem geçerim ne var ki yok 4 yıllık yapmaktan koalyı mı var gibisinden ... Günay abimin dediği gibi 4 yıllığı tutturaammış bir insandan Dgs gibi çok zor sınavdan ne kadar umut beklenebilir. :)
Sanırım Hedefin küçülmesiyle yapılanların çok büyük şey olduğunun sanılmasıyla beraber :) arkadaşlar kendilerini uçan halıdan boşa laf sıkmaya fln şey ettirmişler ...:)
Devamını okuyun...>>
Düştük Düşecez ... yollara
Yeni bir sayfa daha çeviriyoruz Yolculuk burdur'a . Gidince izlenimlerle gelecem . Gerçi kendimle uğraşmaktan izlenimlerime zaman kalırmı bilmiyorum ...
Devamını okuyun...>>
Senden Uzakta Yaşamak ....
Sessizce
Hiç kalbin ağrıdı mı sebepsizce,
Hiç için titredi mi sıcak yaz geceleri,
Dolunaya baktığında hissettin mi hiç
Yapayalnız derin bir karanlıkta olduğunu,
Ve acı bir şekilde farkına vardın mı,
Kalabalık içinde sessizce dolaştığını…
Düşündüğün şeyi bilmeden uzaklara takılır gözlerin;
Ellerin bilmediğin elleri tutar sanki,
Tuttuğun el sana huzur verir de;
Sen o huzurla bir türlü rahatlayamazsın…
Boğazında kelimeler düğümlenir, yutkunursun;
Bakışların buğulanır, gözlerini kısarsın,
Tek damla düşmesin diye çabalarsın;
Bilirsin ilk düşen damla habercisidir; sağanakların,
Bilirsin sağanakların ardından körelir; duyguların,
Bilirsin ki içindeki yangınlar büyür sağanaklarda…
Sen bilirsin ama kalbin bilmez bunları,
Yaşadıkça yaşar sevdalar kalbinde,
Büyüdükçe büyür kalbin, her sevdayı saklar içinde,
Gün gelir sığmaz olur kalbin göğsüne,
Taşıyamaz olur bedenini, artık yorulur…
Duyguların ağır gelir; ezilirsin
Bir gün açıklanmamış duygularınla köşende,
Teslim olursun ölüme,
Sessizce…
Kimin Yazdığı bilinmemektedir ...
Devamını okuyun...>>
Bir Çocuğun sessiz Çığlığı : Babacığım...
Çok iyi hatırlarım, küçücük bir çocukken bu toprakların nasıl mücadelelerle kazanıldığını anlatırdın bana, heyecanlanırdın. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni ezbere okuduğumda gururlanırdın, gözlerimden öperdin. Vatan’dan, Misak-i Milli’den, Kuvayi Milli’den dem vuran tarih kitaplarımız içinden Osmanlı İmparatorluğu’nun Yavuz Sultan Selimi’nden, İstanbul’u fetheden Fatih Sultan Mehmet’i ve kerametiyle ilgili öyküler anlatırdın. Vatan toprağının kutsal olduğunu söylerdin, televizyonda teröristlere ülkeyi bölmek istedikleri için lanet yağdırırdın. Hatırlıyorum baba, hepsini hatırlıyorum. Ama nedense bu topraklarda gururla bahsettiğin cephelerde Kürtlerin de savaştığını hiç söylemedin. Sabiha Gökçen’in ise bir Ermeni olduğunu… Yavuz Sultan Selim’in onbinlerce insanı kılıçtan geçirdiğini hiç söylememiştin mesela. Kurtuluş Savaşı dediğin öyküde 1 milyon Ermeni’nin bu ülkenin askerleri tarafından katledildiğini hiç anlatmamıştın. Munzur’un kan akan derelerinden, kılıçtan geçirilen kadınlardan, çocuklardan hiç bahsetmemiştin. Kürt bölgelerinde evlerin yakıldığından, kadınların kaçırılıp tecavüze uğradığından, çocukların öldürüldüğünden, evlerin yağmalandığından hiç bahsetmedin. Kim bilir kutsal olduğunu düşündüğün bu toprakların egemenleri gözlerini kapatmıştı, gözlerini kapatmıştın. Sen de bilmiyordun belki kim bilir?
Ne mutlu ki büyüdüm baba, büyüdüm ve ne senin ne de yalan tarih yazıcıların kurmacılarıyla, aldatmacalarıyla dolu hikayelerine mahkum değilim artık. Büyüdüm ve şahit oldum baba, yok edilmeye çalışılan bir ulusun var olma mücadelesiyle, gençlerinin zorla değil gönülleriyle silah kuşanıp dağa çıktığına; Türkçe bilmeyen anaların Kürtçe ağıtlarına; Ermenilerin yasak adlarına şahit oldum. Evleri yakılıp köylerinden sürgün edilen çıplak ayaklı kadınlara, kaçırılan tecavüz edilen genç kadınlara, 12 yaşında 13 kurşunla katledilen Uğur’a şahit oldum baba. Küçük gözleriyle Enes’e ve Mizgin’in kurşunlar saplanmış bedenine şahit oldum. Sokak ortasında hunharca katledilen Dinklere, arkasından sokağa dökülen yüz binlerce "hepimiz Ermeniyiz"lere ve en çirkini, senin kutsal dediklerinin katille hatıra fotoğrafı çektirdikleri çirkin suretlerine, bölünmez dediğin vatanın gizli(!) ve bir o kadar da kirli savaş örgüt(leyici)lerine şahit oldum baba.
Bırak artık sen de anlatma kendine yalan hikayeleri! Kardeşliğe ve barışa küfredenleri temiz bağrına basma baba! Aldatma kendini. Bak katledilenlerin anneleri, babaları, kardeşleri her şeye rağmen bize barış diyor. Utanın demiyorlar baba, katilsiniz, sömürücüsünüz, soykırımcısınız demiyorlar! Kardeşlik diyorlar, "biji biratiya gelan" diyorlar. Tutalım ellerini! Ben utanıyorum baba ve Türklüğümle gurur duymak istemiyorum ki! Önce insanlığımla gurur duymak istiyorum. Çünkü ezilen halklar şahittir ki insanlığımdan çok utanıyorum!
KIZIN...
Devamını okuyun...>>
Kürtçe Kimin Kürtçesi ?
Bu millet milliyetçi kafataslarından çektiğini hiçbiyerden çekemedi ...
Kürt sorunun günden güne yaşamın temel olgusu olmasıyla beraber kürtler kendi haklarını kendielrine ait olanları dahada öne çıkarmaya başladı. Ki bu onların kendi hakları . Hiçbir meclis yokturki milletvekilleri anadillerini konuştukları için suçlansılar aşağılansınlar , bunun yasak olduğunu bağırıp dursunlar. İşte hükümetin demokrasi anca buraya kadar. Kendilri konuşunca hak özgürlük asıl konuşması gerekenler konuşunca ise bölücülük . İşte demokrasi buraya kadar. O hükümettir ki demokrasiyi kendi kullandıkları hak sananlar deilmidir. o başbakan deilmidirki kendi insanını mal olarak gören. Bir sıra bir söylemi vardı . benim işim ülkemi pazarlamak. Ki bu konuda kendini bile aştı yakında insanlarıyla toplu halde verecek bi yerlere.
Kürtlerin kültürel ve temel haklarını hak alanın deil verenin şeklinde duyuran kendileri deilmidir. Kürt sorununu bir siyasi savaş olarak gören kendileri . Kürtlerin kendi duvarlarına çarparak ezileceklerdir. Kürt sorunun çözümü noktasındaki en önemli nokta bir birleşim ve siyasi birlikten anlyıştan gçmesi gerekirken. Kürtlerin en önemli temsilcileri olan Dtpyi burada karşı bir güç olarak görmeside bunun bugünlere aksettirilmesin de ki en önemli sorundu.
Trt'ye gelelim bu konuda hazırlıklı olması dikkat çekiciydi ? 24 Saat kürtçe yayın yapınca sorun yokta 10 dakkalık kürtçe bir konuşmayı yayınlayınca kesmesi heleki 1 dakikadan kısa bir sürede müdahale etmesi ne kadar doğruydu veya ne kadar bilinçliydi bilinmez.
Kendine Demokratik hükümetten de başka bişi beklenmez sanırım ...
Bugünlük bu kadar ...
Devamını okuyun...>>
Anlamını Yitiren Kelimler ... - 1
Gözümde her geçen gün gittikçe önemsizleşen ne idüğü belirsiz bir gün daha ! Bunu okuyanlar belki kızacaklardır ama birazda farklı açılardan , pencerelerden bu olayı görmek en doğrusu olacaktır.
Sevgili olgusu ve günüyle unutulan ...
Sevgililer Günü nereden çıkmış bir bakalım ...
Milattan Önce 4. yüzyıllarda yaşayan ve kendini aşka adadığı için devrin kralı tarafından ölüm cezasıyla cezalandırılan Aziz Valentine, ya da “Valentius” veyahut “Valentinian”gibi farklı isimlerle anılan fakat kendini aşka adadığı konusunda birleşilen kişi için kutlanıyor bugünkü sevgililer günü…
Ve oradan bugune değişen ve anlamını yitirdiğine inandığım bir gün. Ancak insanların nedense farklı görmek istediği yada , gözlerin içine batıra batıra gösterdikleri bir gün.
Ve Buna Dair İki Satır ALıntı...
Sevgilere gün seçilmesine,
Sevgilerin hediye ile ölçülmesine sevginin bir güne sığdırılmasına karşıyız.
Tüketim toplumu yaratmak için bulunmuş ve çok güzel pazarlaması yapılmış bir çalışmadan başka bir şey değildir..
Sevgilerin her gün yaşanması dileğiyle
Sevginin Hasadı Birgün Deil . Bir Ömürdür..
sevgi bir güne sığdırılamaz..
sevgi her an yanımızda olmalı..
sevgi insanın içlemidir.
onsuz olmaz..
iki günlük kafe aşkı..
bir günlük hediye sevdası değildir sevgi…
Demiş Güzel Bir okuyucu ….ilgimi Bi iki Şiir çekti Onlarıda Sizinle Paylaşmak İstedim.NE VARDI ?
Göstermelik sevgi, güne ad olmuş ,
Hediyelik aşklar, vitrine dolmuş ,
Bir mayıs gününde, çiçekler solmuş.
Körpe fidanları ömür biçecek ,
Dünya yalan, insan fanî göçecek !…
Ne vardı sevgiye bir gün seçecek ?…
Devamını okuyun...>>